Bizi Takip Edin!

Ankara Life Röportajı

04/01/2021

Bir özgürlük duygusu veriyor tiyatro bana. Tiyatro bir yaşam biçimidir. Öncelikli olan ‘iyi bir insan’ olmaktır. Sonra ‘iyi bir oyuncu’ olup bu özgürlüğü doyasıya yaşamaktır.

Tiyatrodan sinemaya, eğitmenlikten oyunculuğa hayatının her hücresi sanat ile dolu dolu olan Serkan Melikoğlu, sahnenin perdesini bu kez Ankara Life Dergisi okuyucuları için araladı

RÖPORTAJ: Nuran Baykuş

FOTOĞRAF: Onur Bekiroğlu, Tarkan Serengül

Serkan Melikoğlu’nu tanıyabilir miyiz?

1988 yılının Aralık ayında doğdum. Tam bir kış insanı ama sosyal yaşamı tam aksine :) Sanat ve sporla geçen bir çocukluk geçirdim ve sonrasında Ankara, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı, Tiyatro Bölü-mü’nden mezun oldum. 2013 yılından bu yana oyunculuk ve eğitmenlik yapmaktayım. Devamlı olarak tiyatroda oynamanın yanı sıra televizyon projelerinde oyunculuk ve sunuculuk yapmaktayım. Dans etmekten bü-yük keyif alırım. Büyük bir aksiyon fanıyım. Hayatım da aslında biraz öy-ledir hep bir aksiyon, hep bir hareketlilik vardır. Genel olarak eğlenceli bir insan olduğumu düşünürüm.

Eğitmenlik ve oyunculuk yapıyorsunuz. Bahseder misiniz?

2013 yılından bu yana eğitmenlik ve oyunculuk yapıyorum. Hem ‘Ku-lis Sanat Akademi’ de hem başka kurumlarda bireysel ve kurumsal eğitimler veriyorum. Bu durum birçok insan tanımama neden oluyor. Bunun da oyunculuğu beslediğine inanıyorum. Ne kadar çok malzeme toplarsam, gözlem yaparsam, hayatın içinde olursam o kadar üretken-liğim artıyor diye düşünüyorum. Aldığım eğitimde böyle öğretildi. Aynı şekilde öğretmeye, aktarmaya çalışıyorum. Öğretirken öğreniyorum ve keşfediyorum. Bu durumda tiyatro sahnesi ve ekranda işe yarıyor diye düşünüyorum. Oyunculuk her bireyin deneyimlemesi gereken bir alan diye düşünüyorum. Başarılı ya da başarısız olmanız önemli değil. Oyun-culuk insana empatiyi öğretir. Başkası yerine kendinizi koymayı. Bunu yapabilirseniz yargılamaktan vazgeçersiniz. Bu durumda sizin hayatta her alanda başarılı olmanızı ve mutlu olmanızı artırır diye düşünüyorum.

Tiyatro’nun hayatınızdaki yeri nedir?

Bu soruyu konservatuvar giriş sınavlarında sorarlar. Orada binlerce ce-vap vardır. İşin özünde beğenilmek ve takdir edilmek vardır. Alkış. Bana en keyif veren yanı ise; sanırım her an başka bir hayatı yaşıyor olmanın heyecanı... Başka tarihlerde, başka düşüncelerde, başka mesleklerde, başka insanları yaşıyormuşum gibi geliyor. Bununla beraber bir özgürlük duygusu veriyor tiyatro bana. Tiyatro bir yaşam biçimidir. Öncelikli olan “iyi bir insan’ olmaktır. Sonra ‘iyi bir oyuncu’ olup bu özgürlüğü doyasıya yaşamaktır.

Oyuncu olabilmek için gereken bilgi birikimi nedir?

Merkezinde insan olan her konu ile ilgili biraz bilgisi olmalı bir oyuncu-nun. Tabi bu mümkün değil ama keyifli olan yanı da bu bence. Öğrenme-nin sonu yok. Oyunculuk hem bilgi, hem içgüdüyle yapılır. Bilgiyi edi-necek ve öğrendiğimizle, hissettiğimizi uygulayacağız. Bunun haricinde tabii ki dans etmek, şarkı söylemek, bir enstrüman çalmak bir oyuncu-nun mutlaka geliştirmesi ve ilerletmesi gereken alanlar diye düşünüyo-rum. Yanına özel becerileri de eklerseniz; ata binmek, akrobasi, eskrim ve benzeri gibi çok daha da başarılı olunacaktır. Ben bu ara tekrar sahne dövüşü üzerine çalışmaya başladım.

Tiyatroda hangi karakteri görüpte günlük hayatta ‘ben buyum’ dediniz?

Böyle bir şey düşünmedim. Ancak hepsi içinde söylemek istediğim söz-ler vardı. Mutlaka onu aradım ve buldum da oynadığım karakterlerde. Ama çok sevdiğim karakterler vardır. Mesela; Ibsen’nin ‘Peer Gynt ‘ka-rakterini, Dostoyevski’nin ‘Mişkini’ni ve oynamaktan çok keyif aldığım Michael Del Casstillo’nun ‘Çirkin’ karakterini çok severim.

Sizin ruhunuzu en çok hangisi besliyor? Tiyatro mu? Sinema mı?

İşin açığı, tiyatronun heyecanı ve büyüsü bambaşka.. Seyircinin o anı izliyor gerçeğini bilmek çok daha heyecanlandırıyor. Hata yapma lüksü-nüzün olmadığını biliyorsunuz. Bu durum size başka bir adrenalin yük-lüyor. Sinema başka bir kesit. Oranın hazırlanış süreci ve yorumlamanın keyfi bambaşka. Hele gerçeğin ötesinde bir senaryo ve kurgu varsa ina-nılmaz bir illüzyon. Belki de bu yüzden aksiyon ve bilim kurgu benim ilk tercihim olmuştur. Sinemada biyografik olan senaryolar da beni çok heyecanlandırıyor. Hem izleyici olarak, hem oyuncu olarak.

Pandemi dönemi dizi nasıl etkiledi ?

Pandeminin ilk başladığı aylarda set devam ediyordu. Henüz pandemi konusunda tam bilinçlenmemişken süreci o şekilde geçiriyor olmak bi-raz gergin hissettiriyordu. Sonrasında set sona erdi. Kulis Sanat Akade-mi eğitime ara verdi. Ülke de tiyatrolar kapandı maalesef. Herkes gibi zor bir süreçti bizim adımıza. Şimdi kurallara uygun devam etmeye ça-lışıyoruz. Ancak malum kontrollü. Bizim sahnemiz çok büyük, seyirciyi rahat bir şekilde misafir edebiliyoruz. Ancak hala perde açamayan birçok tiyatro var. Herkesi sanata ve sanatçıya destek olmaya davet ediyorum.

Yoğun bir iş temponuz var şehirde size kalan zamanlarda neler yapıyorsunuz

Vaktimin büyük bir çoğunluğunu ya akademide ya da tiyatroda geçiriyo-rum. Çıkıp bir şeyler yapmak istediğimde mogan etrafını veya açık hava oturabileceğim yerleri tercih etmeye çalışıyorum. Ailem veya arkadaş-larımla bir arada olmayı tercih ediyorum. Ata binmeye gidiyorum. Spora gidiyorum. Vakit olmayınca insan film ve dizi izlemeyi özlüyor. Bol bol dizi izliyorum. Mesleğimiz zaten çok sosyal bir iş olunca dinlence anları ona göre şekilleniyor.

Röportajı Görüntülemek İçin Tıklayınız

En Günceller
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Kabul Et